Author Topic: Уйгурский язык (по-турецки)  (Read 536 times)

0 Members and 1 Guest are viewing this topic.

Offline Шахтëр

  • Posts: 143
« on: February 14, 2017, 23:23 »
*Эти уроки будут по-турецки. Я буду писать здесь пока не имею свой блог, который я попросил.*

UYGURCA
 
Dile genel bir bakış. Çin'in Sincan bölgesinde konuşulan Türki dil. Bu dili yaklaşık yirmi milyon insan anadili olarak konuşuyor. Konuşulduğu bölge Çin topraklarında olduğundan, dilde Çince etkisi var; ama bu etki Kazakça, Kırgızca ve Tatarcada hissedilen Rusça etkisine kıyasla zayıf. Teknoloji ile dile giren birtakım sözcükler Rusçadan geçmiş; ama telaffuzları mümkün mertebe Uygurcaya özgü. Özellikle Rusçasında /f/ ve /ye/ sesleri olan sözcüklerdeki bu sesler Uygurcada mütemadiyen /p/ ve /é/ seslerine evrilmiş, örn.: Rusça: факультет (fakulytsyet), Uygurca: پاكۇلتېت [pakultét] (fakülte). Tabii ki Uygurcanın etkilendiği diller arasında başkaları da var. Kimi kaynaklar, bu dilin kelime haznesinin %20'sinin yabancı kökenli olduğunu belirtiyor; çoğunluğu da tahmin edileceği üzere Arapça ve Farsçadan. Arapça, din etkisiyle; Farsça ise bir zamanlar Asya'nın edebiyat dili olması gerekçesiyle Uygurcada etkilerini bırakmış. Dildeki kimi Çince sözcüklerin varlığı da tabii ki şaşırtıcı değil. Resmî Uygurcada (televizyon, gazete vs.) Çincenin etkisi ihmal edilebilecek kadar ufak. Ancak günlük konuşmalarda insanlar çok sayıda Çince sözcük kullanıyorlar, o sözcüklerin gayet yaygın Uygurca karşılıkları bulunmasına rağmen. Bu tür konuşmalar genç nesilde daha çok görülüyor. Bunun olası nedenlerinden biri; kimi ailelerin, çocuklarını daha iyi bir eğitim alabilmeleri için Çin okullarına göndermelerinden ötürü, bu çocukların okulda bütün gün Çince, kendi aralarındaysa Uygurca-Çince karışımı bir dil kullanmaları. Uygurcayı sadece aile içinde konuşuyorlar; çünkü belli yaşın yukarısı hiç Çince bilmiyor.

Tüm Türki dillerde olduğu gibi Uygurcada da normal şartlar altında bir tümcenin öğe sırası özne-tümleç-yüklem. İsmin hâlleri mevcut. Hint-Avrupa dillerinin büyük çoğunluğunda karşımıza çıkan "sözcüklerin cinsiyeti" olgusu tahmin edileceği gibi Uygurcada yok. Ekler çoğu zaman Türkiye Türkçesiyle benzerlik gösteriyor. Örneğin bizim ayrılma eki olarak kullandığımız -den/-dan/-ten/-tan, Uygurcada -din/-tin biçimini almış. Bu noktada, biraz dikkatli olan herkesin fark etmiş olacağı bir husus da, ünlü uyumu ve ünsüz sertleşmesinin Uygurcada da var olması. Ünsüz yumuşamasının Uygurcada var olup olmadığından emin değilim. Eğer ileri bir zamanda var olduğunu keşfedersem, buraya o bilgiyi eklerim.

Yazım. Uygurca üç alfabeyle yazılabiliyor: Arap, Latin ve Kiril. Aralarında en çok kullanılanı ise Arap alfabesi. Bununla beraber, Arapçanın - ve Arap alfabesini kullanmış veya kullanmakta olan diğer dillerin - aksine, Uygurcada bütün sesli harfler açıkça belirtiliyor. Dolayısıyla bir Ebcedle değil; bir alfabeyle karşı karşıyayız. Bu, dili öğrenenler için çok büyük bir avantaj.
Ben bu blogda hem Arap alfabesini hem de kişisel olarak modifiye edip "Türkçeleştirdiğim" Latin abecesini kullanacağım. Bu noktada bir şerh koymakta yarar görüyorum: Arap harflerini tek tek buraya yazıp sesletimlerini göstermek niyetinde değilim. Bu harflere aşina olmayanlar Google aracılığıyla çok daha zengin ve ayrıntılı kaynaklara ulaşabilirler. Bununla birlikte, yazım konusunda Arapçadan farklılıklarına değinmem gerekiyor.

1. Uygurcada kullanılıp Arapçadakinden farklı olan harfler: ە (e), گ (g), ڭ1), چ (ç), ژ (j), ۋ (v), و (o), ۆ (ö), ۇ (u), ۈ (ü), ى (i), ې2).

(1): Latin harfleriyle ñ diye gösterdiğim harf Türkiye'de birtakım şivelerde bulunan geniz n'si. Örneğin: Banga mı dedin?, N'abıyonguz burda?, Sening evinge gitmeyek mi? vs. Bu sesi bu blog boyunca ñ imiyle göstereceğim.
(2): Latin harfleriyle é diye gösterdiğim harf kapalı e'yi simgeliyor. Bu, Türkiye Türkçesinde de var olan bir ses; ama yazıda belirtmiyoruz. Örn.: herkés, Şébnem, gelmék, kerpéten, séksen. Bu sesi bu blog boyunca é imiyle göstereceğim.

2. Arapçada, Osmanlı Türkçesinde ve Farsçada sesli harfle başlayan tüm kelimeler Elif harfi (ا) ile başlamak zorundadır. Osmanlı Türkçesinden örnek vermek gerekirse: آجى (acı), اللى (elli), ايصليق (ıslık), اوست (üst) vs. Ancak Uygurcada durum böyle değil. Eğer bir hece sesli harfle başlıyorsa, başına bir hemze (ئ) koyuluyor. Örneğin: ئالما [alma] (elma), ئوقۇماق [oqumaq] (okumak), ئىككى [şikki3] (iki). (Bu olay Koreceyle haşır neşir olanlara tanıdık gelecektir. Orada da sesli harfle başlamak gerektiğinde harfi kullanılır, örn.: 안녕.) Uygurcada sözcük ortasında da, nadiren de olsa, heceyi bölüp yeni heceye başlamak gerekebiliyor. Örneğin: مۇئەللىم - mu•ellim (öğretmen; muallim). Benzer bir durum bazı insanlar tarafından Türkçede de birtakım kelimelerde duyuluyor: san'at, mes'ele vs. Bu olguyu, bu blog boyunca harf hizasına konulan bir nokta (•) ile göstereceğim.

(3): Uygurcada eğer bir sözcük i sesiyle başlıyorsa, o ses biraz "hışırtılı" telaffuz edilir ve ş'yi andıran bir ses çıkar. Bu aslında Türkçede bazen bizim de yaptığımız bir davranış, ama i harfiyle değil, hece sonlarındaki r harfiyle. Örneğin çoğu Türk bir kelimesini hafif bir /ş/ ile bitirir: birş. Bu, farkında olmadan çıkardığımız bir ses. Bu olguyu bu blog boyunca herhangi bir müstakil işaret ile belirtmeyeceğim. Aklımızda bulunması yeterli.

3. Şu Arap harfleri ise Uygurcada kullanılmamakta: ح, ط, ع, ص, ث, ذ, ض, ظ. Osmanlı Türkçesi, Farsça (ve Urduca?)nın aksine, Uygurcada Arapçadan dile geçen sözcüklerde orijinal imlaya sadık kalınmıyor, bunlar fonetik biçimde "yeniden" yazılıyor. Örneğin; Abdullah ismi Arapçada, Osmanlı Türkçesinde ve Farsçada عبد الله şeklinde yazılırken Uygurcada ئابداللا olarak karşımıza çıkıyor.

Bu arada, Uygurcadaki خ ve غ harfleri Arapçadakiyle aynı sesleri veriyor. Bu iki harfi bu blogda Latince yazarken sırayla x ve ğ harfleri ile göstereceğim.

Blog boyunca, Uygurca kelimelerin Latin harflerle yazımını [köşeli parantez] ile, Türkçe çevirilerini ise (düz parantez) ile yazacağım.


BİRİNCİ DERS

ئادەم[adem](adam)
بالا[bala](çocuk)
بىر[bir](bir)
تەخسە[texse](tabak; tepsi)
چاشكا[çaşka](maşrapa; kupa bardak)
چوكا[çoka](chopstick)
دەپتەر[depter](defter)
ژۇرنال[jurnal](dergi)
قەغەز[qeğez](kâğıt)
قەلەم[qelem](kalem)
كىتاب[kitab](kitap)
كىچىك[kiçik](küçük)
كىم[kim](kim)
گېزىت[gézit](gazete)
لۇغەت[luğet](sözlük; lugat)
مۇئەللىم[mu•ellim](öğretmen; muallim)
نەرسە[nerse](şey; nesne)
نېمە[néme](ne)
نېمىسچە[némisçe](Almanca)
ھەئە[he•e](evet)
ئورۇندۇق[orunduq](sandalye)
ئوغۇل[oğul](oğul)
ئوغۇل بالا[oğul bala](erkek çocuk)
ئوقۇغۇچى[oquğuçi](öğrenci)
ئوقۇتغۇچى[oqutğuçi](öğretmen)
ئۈستەل[üstel](masa)
ئىسىم[isim](ad; isim)
ئىستاكان[istakan](bardak)
ئىنگلىز[İngliz](İngiliz)
ئىنگلىزچە[İnglizçe](İngilizce)
ياق[yaq](hayır)
يېڭى[yéñi](yeni)
ماۋۇ/بۇ[bu/mavu](bu)
مۇشۇ/شۇ[şu/muşu](şu)
ئاۋۇ/ئاشۇ/ئۇ[u/aşu/avu](o)
ئۇلار[ular](onlar)
ئەمەس[emes](değil)
قايسى[qaysi](hangisi)

بۇ نېمە؟ بۇ كىتاب. ئۇ نېمە؟ ئۇ قەغەز. بۇ كىم؟ بۇ ئەركىن. ئاۋۇ كىم؟ ئۇ مۇئەللىم. بۇ ژۇرنالمۇ؟ ياق، ئۇ ژۇرنال ئەمەس، ئۇ گېزىت. ئاۋۇمۇ گېزىتمۇ؟ ھەئە، ئۇمۇ گېزىت. ئاۋۇچۇ؟ ئۇ قەلەم. ماۋۇ نېمە؟ كىتابمۇ؟ ئۇ لۇغەت. ئۇيغۇرچە-ئىنگلىزچە لۇغەتمۇ؟ ياق، نېمىسچە-ئىنگلىزچە لۇغەت. ئۈ كىم؟ ئەركىنمۇ؟ ياق، ئەركىن ئەمەس، ئادىل. بۇ نەرسە نېمە؟ بۇ چوكا. چوقىمۇ؟ ھەئە، چوكا. ئاۋۇ نەرسە نېمە؟ ئۇ تەخسە. ئاۋۇچۇ؟ قايسى؟ ماۋۇمۇ؟ ياق، ئاۋۇ نەرسە. ئۇ ئىستاكان. بۇ بالا كىم؟ بۇ ئەركىن. ئۇ ئادەم كىم؟ ئۇ مۇئەللىم. ئاۋۇچۇ؟ ئۇ سىدىق. ئۇمۇ مۇئەللىم. ئادىلمۇ مۇئەللىممۇ؟ ياق، ئۇ مۇئەللىم ئەمەس. ئۇ ئوقۇغۇچى.     ھ

[Bu néme? Bu kitab. U nime? U qeğez. Bu kim? Bu Erkin. Avu kim? U mu•ellim. Bu jurnalmu? Yaq, u jurnal emes, u gézit. Avumu gézetmu? He•e, umu gézit. Avuçu? U qelem. Mavu néme? Kitabmu? U luğet. Uyğurçe-İnglizçe luğetmu? Yaq, Némisçe-İnglizçe luğet. U kim? Erkinmu? Yaq, Erkin emes, Adil.  Bu nerse néme? Bu çoka. Çokimu? He•e, çoka. Avu nerse néme? U texse. Avuçu? Qaysi? Mavumu? Yaq, avu nerse. U istakan. Bu bala kim? Bu Erkin. U adem kim? U mu•ellim. Avuçu? U Sidiq. Umu mu•ellim. Adilmu mu•ellimmu? Yaq, u mu•ellim emes. U oqutğuçi.]

(Bu ne? Bu, kitap. O ne? O, kâğıt. Bu kim? Bu, Erkin. O kim? O, öğretmen. Bu, dergi mi? Hayır, o, dergi değil; o, gazete. Bu da gazete mi? Evet, o da gazete. Peki o? O, kalem. Bu ne? Kitap mı? O, sözlük. Uygurca-İngilizce sözlük mü? Hayır, Almanca-İngilizce sözlük. O kim? Erkin mi? Hayır, Erkin değil; Adil. Bu şey ne? Bu, chopstick. Chopstick mi? Evet, chopstick. O şey ne? O, tabak. Peki o? Hangisi? Bu mu? Hayır, o şey. O, bardak. Bu çocuk kim? Bu, Erkin. O adam kim? O, öğretmen. Peki o? O, Sıddık. O da öğretmen. Adil de öğretmen mi? Hayır, o, öğretmen değil. O, öğrenci.)

Açıklamalar

Tümce dizilimi bakımından sıkıntı yaşamıyoruz; zira Türkçenin aynısı.

İşaret sıfatları düz ve vurgulu olmak üzere altı tane: بۇ [bu], شۇ [şu], ئۇ (u), ماۋۇ [mavu], مۇشۇ [muşu], ئاۋۇ [avu]. İlk üçü Türkçedekiyle aynı; son üçü standart Türkçede namevcut; ama konuşma dilinde, özellikle doğu şivelerinde, aha bu, aha şu, aha da o şeklindeki kullanımlarla eşleştirebiliriz.

Soru eki tahdidi olarak مۇ [mu]; herhangi bir sesli uyumuna tabi değil. Türkçedekinin aksine sözcüğe bitişik olarak yazılıyor. Örn.: بۇ ئادىلمۇ [Bu Adilmu?] (Bu, Adil mi?). Tümcede herhangi bir soru kelimesi varsa, ayriyeten soru eki kullanılmıyor. Soru kelimeleri, aynı Türkçede olduğu gibi, sorduğu sözcüğün yerine kullanılıyor. Örn.: بۇ كىم؟ [Bu kim?] (Bu kim?); بۇ نېمە [Bu néme] (Bu ne?) vs.

Olumsuzluk, isim tümcelerinde ئەمەس [emes] (değil) kelimesi yardımıyla yapılıyor. Örn.:
ئاۋۇ ژۇرنال ئەمەس. ھ[Avu jurnal emes.](O, dergi değil.)
ياق، بۇ كىتاب ئەمەس. ھ[Yaq, bu kitab emes.](Hayır, bu, kitap değil.)
ئالىيە ئوقۇغۇچى ئەمەس، ئوقۇتغۇچى. ھ[Aliye oquğuçi emes, oqutğuçi.](Aliye öğrenci değil; öğretmen.)

Yankılama, konuşmacılardan biri bir soru sorduğunda, ikinci sorusu da ilkiyle paralelse, cümlede kısaltmaya gitmesidir. Biz bunu Türkçede "peki (ya)" öbeğiyle gerçekleştiriyoruz. Örn.: -Ali geldi mi? -Hayır. - Peki ya Veli? Uygurcada bu amaç için چۇ [çu] bağlacını kullanıyoruz. Örneğin:
A:بۇ ئادەم مۇئەللىممۇ؟[Bu adem mu•ellimmu?](Bu adam öğretmen mi?)
B:ھەئە، بۇ ئادەم مۇئەللىم. ھ[He•e, bu adem mu•ellim.](Evet, bu adam öğretmen.)
A:ئۇ ئادەمچۇ؟[U ademçu?](Peki ya o adam?)
B:ياق، ئۇ ئادەم مۇئەللىم ئەمەس. ھ[Yaq, u adem mu•ellim emes.](Hayır, o adam öğretmen değil.)

Bağlaç olan de, (örn.: Ali geliyor, Veli de geliyor), Uygurcada yine مۇ [mu] şeklinde. Soru eki ile tamamen aynı forma sahip ve her zaman vurgulu. Örn.: ئاۋۇمۇ ژۇرنالمۇ؟ [Avumu jurnalmu?] (O da mı dergi?). İlk -mu, bağlaç olan de; ikinci -mu, soru eki.

İKİNCİ DERS

ئافرىقا[Afriqa](Afrika)
ئاق[aq](beyaz; ak)
ئامېرىكا[Amérika](Amerika)
ئانچە[ançe](pek… değil)
ئايال[ayal](kadın)
ئەمما[emma](ama)
ئەڭ[eñ](en; 'en çok' vs.)
ئەسكى[eski](kötü kalpli)
بەك[bek](pek)
بىراق[biraq](ama)
بىلەن[bilen](ile)
پاكار[pakar](kısa)
پولۇ[polu](pilav)
تاشلىق[taşliq](taşlık; kaplı; örtülü)
ئاق تاشلىق[aq taşliq](beyaz kap[ak]lı)
چوڭ[çoñ](büyük)
خەنزۇچە[Xenzuçe](Çince)
خېلى[xéli](bayağı)
رۇسىيا[rusiya](Rusya)
ساۋاقداش[savaqdaş](sınıf arkadaşı)
سۇ[su](su)
سېرىق[sériq](sarı)
قارا[qara](siyah; kara)
قانداق[qandaq](ne tür)
قېرى[qéri](yaşlı)
قىزىل[qizil](kırmızı; kızıl)
كونا[kona](eski)
كۆك[kök](mavi)
لەڭمەن[leñmen](Lengmen: [etli makarna]
لېكىن[lékin](ama)
مانتا[manta](mantı)
ناھايىتى[nahayiti](aşırı)
ناچار[naçar](kötü)
نورۋېگىيە[Norvégiye](Norveç)
ھەم[hem](hem de)
ئۇيغۇر[Uyğur](Uygur)
ۋە[ve](ve)
ئېگىز[égiz](uzun)
ياخشى[yaxşi](iyi)
ياش[yaş](yaş[ında])
يامان[yaman](uğursuz; şeytani)
ياۋروپا[Yavropa](Avrupa)
يېشىل[yéşil](yeşil)

بۇ قانداق كىتاب؟ بۇ خەنزۇچە كىتاب. بۇ يېڭى كىتاب قانداق؟ بۇ كىتاب ئانچە ياخشى ئەمەس. ئاۋۇ قانداق لۇغەت؟ ئۇ ئىنگلىزچە-ئۇيغۇرچە لۇغەت. بۇ خەنزۇچە-ئۇيغۇرچە لۇغەت قانداق؟ بۇ لۇغەت بەك ياخشى. بۇ مۇئەللىم قانداق؟ بۇ مۇئەللىم بەك ياخشى. ئاۋۇ ساۋاقداشچۇ؟ ئۇ ساۋاقداش خېلى ياخشى. ئۇ چوڭ بىنا يېڭىمۇ؟ ياق، ئۇ بىنا يېڭى ئەمەس، ئۇ كونا بىنا. ئاۋۇ بىناچۇ؟ ئۇ بىنامۇ چوڭ، بىراق ئۇ بىنا ئانچە كونا ئەمەس. بۇ قىزىل تاشلىق ژۇرنال ياخشىمۇ؟ ياق، ئۇ ژۇرنال ياخشى ئەمەس. ئۇ ئاق تاشلىق يېڭى ژۇرنال بەك ياخشى. ئۇ ئېگىز ئايال قېرىمۇ؟ ياق، ئۇ ئېگىز ئايال قېرى ئەمەس. ئاۋۇ (كىچىك) ئوغۇل بالا قانداق؟ ئۇ ئوغۇل بالا ئانچە ياخشى ئەمەس. جاك، ئۇيغۇرچە تاماق قانداق؟ ئۇيغۇرچە تاماق ياخشى. لەڭمەن ياخشىمۇ؟ لەڭمەن تەملىك. پولۇچۇ؟ پولۇمۇ بەك تەملىك. مانتا قانداق؟ مانتىمۇ يامان ئەمەس. ھ

[Bu qandaq kitab? Bu Xenzuçe kitab. Bu yéñi kitab qandaq? Bu kitab ançe yaxşi emes. Avu qandaq luğet? U İnglizçe-Uyğurçe luğet. Bu Xenzuçe-Uyğurçe luğet qandaq? Bu luğet bek yaxşi. Bu mu•ellim qandaq? Bu mu•ellim bek yaxşi. Avu savaqdaşçu? U savaqdaş xéli yaxşi. U çoñ bina yéñimu? Yaq, u bina yéñi emes, u kona bina. Avu binaçu? U binamu çoñ, biraq u bina ançe kona emes. Bu qizil taşliq jurnal yaxşimu? Yaq, u jurnal yaxşi emes. U aq taşliq yéñi jurnal bek yaxşi. U éñiz ayal qérimu? Yaq, u éñiz ayal qéri emes. Avu (kiçik) oğul bala qandaq? U oğul bala ançe yaxşi emes. Cak, Uyğurçe tamaq qandaq? Uyğurçe tamaq yaxşi. Leñmen yaxşimu? Leñmen temlik. Poluçu? Polumu bek temlik. Manta qandaq? Mantimu yaman emes.]

(Bu ne kitabı? Bu Çince kitap. Bu yeni kitap nasıl? Bu kitap pek iyi değil. O ne sözlüğü? O, İngilizce-Uygurca sözlük. Bu Çince-Uygurca sözlük nasıl? Bu sözlük çok iyi. Bu öğretmen nasıl? Bu öğretmen çok iyi. Peki o sınıf arkadaşı O sınıf arkadaşı bayağı iyi. O büyük bina yeni mi? Hayır, o bina yeni değil; o, eski bina. Peki o bina? O bina da büyük; ama o bina pek eski değil. Bu kırmızı kaplı dergi iyi mi? Hayır, o dergi iyi değil. O beyaz kaplı yeni dergi çok iyi. O uzun kadın yaşlı mı? Hayır, o uzun kadın yaşlı değil. O (küçük) oğlan çocuğu nasıl? O oğlan çocuğu çok iyi değil. Jack, Uygur yemekleri nasıl? Uygur yemekleri iyi. Lengmen de iyi mi? Lengmen lezzetli. Peki pilav? Pilav da çok lezzetli. Mantı nasıl? Mantı da fena değil.)

Açıklamalar

İsim cümlelerinde olumsuzluk konusuna birinci derste değinmiştik: A, B değildir = ئا، بە ئەمەس. ھ [A B emes.] Olumsuz cümlelerde ئانچە [ançe] kelimesini eklemek, Türkçedeki pek ... değil anlamını veriyor. Örneğin: بۇ گېزىت ئانچە ياخشى ئەمەس. ھ [Bu gézit ançe yaxşi emes.] (Bu gazete pek iyi değil.)

Bağlaçlardan altı tanesini öğrenelim: 've' anlamında (1) ۋە [ve], (2) ھەم [hem]; 'ama' anlamında (3) لېكىن [lékin], ئەمما [emma], بىراق [bıraq]; 'ile' anlamında بىلەن [bilen].

Çeldiriciler, Türki dillerini öğrenirken alışmamız gereken bir olgu. Bazı kelimeler her iki dilde de mevcut; ama anlamları aynı değil. Bunun ilk örneğini چوڭ [çoñ] kelimesinde görüyoruz. Bu kelime, Türkçedeki çok anlamına gelmiyor. Bunu "büyük" gibi düşünebiliriz. Eğer cansız varlıklardan bahsederken kullanılırsa, o nesnenin büyük olduğunu; insanlarla ilgili kullanılırsa, o kişinin yaşlı olduğunu belirtir. Tıpkı Türkçede olduğu gibi. (Bu bina büyük; Ali, Veli'den üç yaş büyük.)
Bir diğer çeldiriciyse ئەسكى [eski] kelimesi. Bu sıfat tam olarak Türkçedeki eskiyi karşılamıyor; bunun için كونا [kona] sıfatı kullanılıyor. Uygurcada [eski] kelimesi, insanlar için kötü kalpli, kötü düşünceli, içi kötü anlamında; nesneler içinse yıpranmış anlamında kullanılıyor.
Bir şeyin sadece kalitesinin kötü olduğunu belirtmek istiyorsak, ناچار [naçar] diyoruz.
Son olarak, يامان [yaman] kelimesi, Türkçedekinden farklı. Biz yamanı, "üstün, olağan dışı" anlamında kullanıyoruz; ama Uygurcada bu sözcük çok olumsuz bir anlama sahip. "Şeytan yaman" deniyor mesela. Ama günlük hayatta çok kullanıldığı bir deyim var: يامان ئەمەس [yaman emes] (fena değil).

Ünlü daralması, Uygurcanın şu âna kadar karşımıza çıkan en önemli dilbilgisi kuralı. Son harfi ئا [a] veya ئە [e] olan kelimelere bir ek eklendiği zaman, bu iki ünlü çoğu zaman ى (i)'ye daralır. Bunu yukarıdaki metinde de gördük: مانتا [manta] -> مانتىمۇ [mantimu].
Birkaç örnek daha verelim:
بالا [bala]->بالىمۇ [balimu]
تەخسە [texse]->تەخسىمۇ [texsimu]
كونا [kona]->كونىچۇ [koniçu]
ماشىنا [maşina]->ماشىنىلار [maşinilar]

Eğer kelimede sadece bir hece varsa, bu sefer bu iki ünlü genellikle ې [é]'ye daralır. Örneğin: يە [ye] (ye!) -> يېدى [yédi] (yedi).

Ünlü daralması, kelime eğer diğer seslilerle bitiyorsa, gerçekleşmiyor. Ama maalesef "a" veya "e" ile biten her kelimede de olmuyor. O yüzden bir kelimeyi öğrenirken, daralmaya maruz kalıp kalmayacağını da akılda tutmak en iyisi.


Rusça: факультет (fakulytsyet)
Bu kadar aptalca transkripsiyondan niçin faydalanıyorsunuz? Rusçada bu sözün tamamıyla başka telâffuzu var ki.

Offline Шахтëр

  • Posts: 143
"Tamamıyla" mı başka? Mesela ne kadar başka? Ben kulağıma gelen şekilde yazdım. Bana göre en yakın transkripsiyon bu. Maksat Rusça bilmeyenlerin de aşağı yukarı okuyabilmesi. Daha az aptalca bir transkripsiyon verin, tartışırız.

Patlayıcı [ty] yerine niçin [tsy] yazıyorsunuz? Rusça konuşurların çoğu bu sesi patlayıcı olarak telâffuz ederler; hem de bir kısmı onun yerine bir afrikat söyleseler de, dil sisteminde bu, patlayıcı olarak kalır. Eğer siz bunu afrikat olarak yazıyorsanız, sizin transkripsiyonunuzun fonemik değil, fonetik olması anlaşılır. Peki, transkripsiyonunuz fonetik olursa, ünlülerin zayıflaşmasını niçin göstermiyor? Yazdığınız afrikatı ancak Rusların bir kısmı kullanırlar; ünlülerin zayıflaştırmasını ise hepsi istisnasız yaparlar.

Offline Шахтëр

  • Posts: 143
Kabul. 
Benim, Rusça transkripsiyonlarda mükemmeliyeti yakalamam zor. Zira anadilim Rusça değil; dilbilimci de değilim (rumuzum: Шахтёр).

Neyse ki sadece bir kez yapmam gerekti; ama artık değiştiremiyorum. Bu yazıyı ileride bloga aktarma fırsatı bulursam, onu da duzeltirim.

2. Arapçada, Osmanlı Türkçesinde ve Farsçada sesli harfle başlayan tüm kelimeler Elif harfi (ا) ile başlamak zorundadır. Osmanlı Türkçesinden örnek vermek gerekirse: آجى (acı), اللى (elli), ايصليق (ıslık), اوست (üst) vs. Ancak Uygurcada durum böyle değil. Eğer bir hece sesli harfle başlıyorsa, başına bir hemze (ئ) koyuluyor. Örneğin: ئالما [alma] (elma), ئوقۇماق [oqumaq] (okumak), ئىككى [şikki3] (iki). (Bu olay Koreceyle haşır neşir olanlara tanıdık gelecektir. Orada da sesli harfle başlamak gerektiğinde harfi kullanılır, örn.: 안녕.) Uygurcada sözcük ortasında da, nadiren de olsa, heceyi bölüp yeni heceye başlamak gerekebiliyor. Örneğin: مۇئەللىم - mu•ellim (öğretmen; muallim). Benzer bir durum bazı insanlar tarafından Türkçede de birtakım kelimelerde duyuluyor: san'at, mes'ele vs. Bu olguyu, bu blog boyunca harf hizasına konulan bir nokta (•) ile göstereceğim.
(•) ile gösterdiğiniz ses birimi zaten nasıl telâffuz edilir? İki ünlünün arasında hiçbir ünsüz mü yok, yahut Arapçadaki "ayın" gibi telâffuz etmeli mi? Arapça kökenli san'at, mes'ele sözcüklerde, etimiloji açısından bu "ayın"ı söylemeli. Muallim kelimesinde de böyle, ancak Türkiye Türkçesinde ünlüler arasında "ayın" hiç bir zaman telâffuz edilmez.

Offline Шахтëр

  • Posts: 143
Ayın değil, hemze. Bir nevi gottal stop. Bazı Türkler, özellikle eski elit kesim, sanat sözcüğünü "san" ve "at" olarak ikiye bölerek telaffuz ediyor. İki ünlü arasında olduğu durumlar da var, örneğin: su'al. Aynı olay Uygurcada da var. Bu durum için kesme işareti kullanmak istemedim. Biraz kişisel bir transkripsiyon oldu.

 

With Quick-Reply you can write a post when viewing a topic without loading a new page. You can still use bulletin board code and smileys as you would in a normal post.

Note: this post will not display until it's been approved by a moderator.
Name: Email:
Verification:
Type the letters shown in the picture
Listen to the letters / Request another image
Type the letters shown in the picture:
√49 Напишите ответ строчными буквами:
«Сто одёжек, все без застёжек» — что это?: